Ahmet Hakan Coşkun'un Darbedilmesi Davası - Son Dakika

Ahmet Hakan Coşkun'un Darbedilmesi Davası

4 yıl önce

Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan Coşkun'un Şişli'deki evinin önünde darbedilmesine ilişkin 7 sanığın, 2 yıl 8 ay ile 12 yıl 4 ay arasında değişen oranlarda hapis cezasına çarptırılması istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşmasında, tutuklu sanık Ahmet Şengüler'in tahliyesine ve 3 sanığa uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.

Ahmet Hakan Coşkun'un Darbedilmesi Davası, System.String[]

Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan Coşkun'un Şişli'deki evinin önünde darbedilmesine ilişkin 7 sanığın, 2 yıl 8 ay ile 12 yıl 4 ay arasında değişen oranlarda hapis cezasına çarptırılması istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşmasında, tutuklu sanık Ahmet Şengüler'in tahliyesine ve 3 sanığa uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.


İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Şengüler ile tutuksuz sanıklar Kamuran Ergin, Soner Arık, Uğur Adıyaman, Fuat Elmas, Nezih Özbirinci ve Yahya Kemal Gezer katıldı. Müşteki Cemal Ceyhun Kıral'ın da geldiği duruşmada, diğer müşteki Ahmet Hakan Coşkun'u ise avukatı Turgut Kazan temsil etti.


"Coşkun'un kırılan gözlüğünün parasını gönderdim"


Duruşmada savunma yapan Ahmet Şengüler, daha önceki emniyet ifadesini baskıyla verdiğini ve kabul etmediğini belirterek, "Biz Ahmet Hakan'a ne vurduk, ne hakarette bulunduk. Kamuran Ergin'in elini tutan koruma ona vuracak diye Ahmet Hakan Coşkun'u ittim sadece. O da duvara çarpıp koşmaya başladı. Arabalara çarpıp düştü" dedi.


Coşkun'un düşerken gözlüğünün kırıldığını daha sonradan duyduğunu ve avukatı aracılığıyla gözlüğünün parasını gönderip zararını karşıladığını savunan Şengüler, "Bu olayın böyle olmasını istemezdim, üzgün ve pişmanım" ifadesini kullandı.


Söz alan Şengüler'in avukatı Ercan Ak da, tahmini 500 lira değerinde olduğunu düşündükleri gözlük parasının PTT aracılığıyla Ahmet Hakan Coşkun'un adresine gönderildiğine ilişkin 500 lira yazılı makbuzu dosyaya sunarken, "Daha fazla zararı varsa, onu da karşılamaya hazırız" şeklinde konuştu.


Sanıklardan Yayha Kemal Gezer ise suçun ne şekilde üzerine atıldığını anlamadığını ve isminin baskı altında verildiğini tahmin ettiğini belirterek, "Polis memuru olarak 25 yıl hizmet yaptım. Eski özel timciyim, birçok terör örgütü operasyonlarına katıldım. Ahmet Hakan Coşkun'u görmedim, tanımam ve herhangi bir hasımlığım yok. Basından takip ettiğim kadarıyla birçok hasmı var. Bu kadar hasmı varken neden ben seçildim? Suçsuzum, beraatımı istiyorum" dedi.


"Darbetme amacımız yoktu, soru soracaktık"


Beyanı sorulan sanık Kamuran Ergin, duruşmada hazır bulunan müşteki koruma Cemal Ceyhun Kıral'a herhangi bir müdahalede bulunmadığını, sağ elinde bira şişesi olduğunu ve sol eliyle de korumanın elini tuttuğunu öne sürerek, "Bizim amacımız darbetmek değildi, sadece soru soracaktık. Ben gaziyim, askerde vuruldum ve bu durumları soracaktık. Fakat bu arada olay bu aşamaya geldi" ifadesini kullandı.


Sanık Soner Arık da daha önce Ahmet Hakan Coşkun'un evinin önüne gittiği iddiası olduğunu hatırlatarak, "O dönemde Kamuran Ergin, Fuat Elmas ve Uğur Adıyaman ile birlikte oraya gitmiştik ama inşaat sektörüyle ilgiliydi, müteahhitle görüşecektik. Zaten emlakçılık yapıyorum. Bu olay nedeniyle hayatım tersine döndü. Basında ismim kullanıldı, mağdur oldum. 25 bin lira için kimsenin kalbini kırmam ve tanıdığım Uğur Adıyaman da 25 bin lira için bu işi yapacak biri değil" dedi.


Duruşmada savunma yapan sanıklardan Uğur Adıyaman ise emniyetteki ifadelerinin dayakla alındığını ve Yahya Kemal Gezer ismini vermesi için şiddete maruz kaldığını öne sürerek, şunları söyledi:


"Fuat'ın Ahmet Hakan Coşkun'un olduğu yere gittiğimizden haberi bile yoktu. 'Bin arabaya, işimiz var' diye ben dedim. Daha önce Nişantaşı'na falan da gittik iki kelime için. Askerlere 'paralı asker' deyip, 'şehit' dememesinin nedenini soracaktık. Başka bir şey yapacaksak niye aracımla gideyim? Ayrıca yol boyunca durdurulacak yerler de vardı. Ben tek başıma arabadan indim, onların arabası ile aramızda mesafe kalmayınca arabayı çekmemi söyledi. Arabaya doğru giderken Fuat el hareketi çektiğini görmüş ve 'niye bağırıyosun' diye sordu. Sakinleştirmeye çalışırken, Coşkun'un şoförü elini bagaja attı, sopayı kaldırınca da diğer arkadaşlar indiler. Bu arada koruması da elini beline atarak tabanca çıkardı. Kamuran da ona müdahale etti. Şoför bana sopa ile vurdu. Hatta sopayı tutup, 'Allah için yapma, abartmaya gerek yok' dedim. Özür de diledim, 'bunlar benim yüzümden oldu' diye. Arabalarından inen Ahmet Şengüler ve Ahmet Hakan Coşkun çarpıştılar, Coşkun duvara düştü. Kamuran ve Ahmet'e, 'karışmayın' dedim, şoför bize küfür etti. Birden 40 kişi oldular, Şoförü, 'silahları getirin bunu öldüreceğim' deyince, korkup Ahmet ve Kamuran'a 'kaçın' dedim, olayın büyümesini istemedim. Bu arada şoföre, 'Ahmet Hakan'ın bir şeyi var mı' diye sordum, sakinleştirmeye çalıştım. 35-40 kişi olup bize saldırmaya başladılar. Kamuran geri geldi, bizi kurtardı, biraz etrafta tedirginlik yarattı, biz de kurtulduk."


Tişörtlü savunma


Emniyette baskı ve işkenceye maruz kaldığını iddia eden sanık Fuat Elmas da, o gün emniyette üzerinde bulunduğunu belirttiği tişörtü getirdiğini, tişörtte kendisine komiser ve polisler tarafından atıldığını ileri sürdüğü tekme izlerinin görülebileceğini söyledi. Tişörtün üzerinde inceleme yapılmasını isteyen Elmas, "Olayların hiçbirini kabul etmiyorum, Ahmet Hakan Coşkun'a herhangi bir darbım olmadı, 10 metre dahi yaklaşmadım" diye konuştu.


Sanık Nezih Özbirinci ise konunun içerisine nasıl dahil olduğunu bile bilmediğini söyleyerek, beraatını istedi.


Beyanı sorulan müşteki Cemal Ceyhun Kıral, Nişantaşı'ndaki evin önüne geldiklerinde arkalarında bir arabanın durduğunu ve 4 kişinin arabadan indiğini kaydederek, "Bir şahsın elinde bira şişesi vardı, aniden bana doğru saldırdı, şişeyi tuttum vuramadı, silahımı falan da çekmedim. Diğerleri de Ahmet Hakan Coşkun ve şoföre yöneldiler ama arabanın arkasında kaldığı için göremedim. Uğur adlı kişiye, 'Ne yapmaya çalışıyorsunuz?' gibi şeyler sordum. 'Ben de anlayamadım' gibi bir şeyler söyledi. Araçlarına binerek geri gittiler. Sonra karşı binada araçların önünde Ahmet Hakan Coşkun'u ayakta gördüm, gözlükleri yoktu, burnu kanıyordu" ifadesini kullandı.


Duruşma salonunda hazır olan 4 sanığı hakime gösteren Kıral, sanıkların tümünden şikayetçi olduğunu söyledi.


"Sanıkların tümü tutuklansın"


Sanık savunmalarına karşı diyecekleri sorulan Coşkun'un avukatı Turgut Kazan, iddianamede belirtilen suçların Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) katalog suçlarından sayılması gerektiğini belirterek, isnat edilen suçlara göre tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti.


Eylemlerin müvekkili Coşkun'un susturulması amacıyla gerçekleştiğini ve 'tehdit' kapsamıyla da değerlendirilmesi gerektiğini öne süren Kazan, savcılığın soruşturmada takipsizlik verdiği dosyalar ile ilgili de ilişkilerde örgüt suçu bulunduğu için dava açılmasını istedi.


Sanık avukatlarının savunmalarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Ahmet Şengüler'in, suçun vasıf ve mahiyeti, delil durumu, tutuklu kaldığı süre, öngörülen suçun ceza miktarı ve savunmasının alınması gerekçeleriyle tahliye edilmesine hükmetti.


Diğer sanıkların tutuklanması yönündeki talebi de delil durumu ve suçun vasfına göre reddeden mahkeme, sanıklar Fuat Elmas, Kamuran Ergin ve Uğur Adıyaman hakkında daha önce verilen adli kontrol tedbiri kararlarının, sanıkların savunmalarının alınmış olması nedeniyle kaldırılmasını kararlaştırdı.


Duruşma, 27 Nisan'a ertelendi.


İddianameden


Ahmet Hakan Coşkun'un, 1 Ekim'de yaptığı televizyon programının ardından aracıyla Şişli'deki evinin önüne geldiği sırada başka bir otomobilden inen kişilerce darbedilmesine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nca hazırlanan iddianamede, gazetede yazdığı köşe yazıları ve televizyon programlarındaki konuşmalarını tasvip etmedikleri için Coşkun'a husumet besleyen şüphelilerin, bu kişiyi dövmeyi planladıkları öne sürüldü.


Şüpheli Ahmet Şengüler'in, "mala zarar verme, kasten silahla yaralamaya teşebbüs, basit yaralama, kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama ve hakaret" suçlarından 3 yıldan 12 yıl 4 aya kadar, diğer 6 şüphelinin ise, "mala zarar verme, kasten silahla yaralamaya teşebbüs, basit yaralama ve kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" suçlarından 2 yıl 8 aydan 10'ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, "örgüt" suçu yönünden ise, yeterli delil elde edilemediği için tüm şüphelilerle ilgili takipsizlik hükmü verildiği hatırlatıldı.

Haber Yayın Tarihi: 27.01.2016 03:43 Kaynak: AA



Son Dakika

Benzin istasyonunda görevlilerle şakalaşan polis, ardından kafasına sıktı
İlkokul öğrencisi, valinin makam aracındaki bayrağı öptü Çocuğunun babasını aramaya geldi, gerçeklerle Esra Erol'da programında yüzleşti

Son Dakika Haberleri