Son Dakika Haberleri: Başbakan Yardımcısı Akdoğan Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Akdoğan Açıklaması

6 yıl önce

"AK Parti'nin temel felsefesi, var oluş sebebi baktığımızda IŞİD'in panzehiridir.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan Açıklaması, System.String[]

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, " AK Parti'nin temel felsefesi, var oluş sebebi baktığımızda IŞİD'in panzehiridir. Bu, iki farklı yöntem, iki farklı zihin dünyası, iki farklı yaklaşımdır. Biri demokratik yöntemdir, bir tanesi de silahlı mücadele, terör, şiddet vesaire üzerinden bir şeyler yapmaktır. Bunun arkasındaki kültürel arka plan, felsefesi, yaklaşımı, zihniyet dünyası, bunlar iki ayrı alemdir. AK Parti, bunun tam karşı kutbunda durmaktadır ve buna karşı, bunun panzehiri de budur" dedi.


CNN Türk'te katıldığı "Baştan Sona" adlı programda, gazeteci Akif Beki'nin sorularını yanıtlayan Akdoğan, "PYD'ye terör örgütü diyorsunuz, bir yandan da Salih Müslim Türkiye'ye davet ediliyor, Ankara'ya gelip temaslarda bulunuyor. Bu çelişki değil mi?" sorusuna, şu yanıtı verdi:


"Bunlar, farklı kademelerde yapılar, Kandil, PKK onun birtakım türevleri... HDP ile PKK aynı mı? Değil. Biri, siyasi hukuki zeminde faaliyet gösteriyor, birtakım ilişkileri var. Zaman zaman bu ilişkileri biz de eleştiri konusu yaptık ama neticede HDP'lileri muhatap alıyoruz, görüşüyoruz, yasal zeminde faaliyette bulunan bir yapı. PYD ile YPG arasında böyle bir şey var. PYD siyaseten bize hasım olursa, biz de ona hasım oluruz ama diğer onun silahlı unsurlar vesaire bunlar ayrı ayrı yapılar. Görüşmeleri kim, hangi zeminde yapıyor? İstihbarat örgütleri yapıyorsa, istihbarat örgütü zaten herkesle görüşür. Adayla da görüşüyor değil mi? Ben çelişki olduğunu düşünmüyorum."


"Kendi dışında gelişen her gelişmenin faturası niye Türkiye'ye kesilsin?"


HDP heyeti ile görüşmesinde koridor talebinin gündeme gelip gelmediğine ilişkin soru üzerine Akdoğan, demokrasilerde sorunları siyaset kurumunun çözdüğünü, bunun zemini ve yönteminin de diyalog ve uzlaşı olduğunu dile getirdi.


Akdoğan, "Görüşmelerde biz çok açık bir şekilde bu yapılanın son derece yanlış olduğunu, HDP'nin hukuki ve siyasi meşruiyetini bunların zedelediğini, devletin buna kesinlikle müsamaha etmeyeceğini ve gereken ne varsa, hukuk içerisinde bu vandalizmi ve şiddeti bastırmak için her yolu kullanacağını söyledik. Kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak, her şeyin başıdır. Bu olmadan hiçbir konuda konuşulmaz. Ne Kobani konuşulur ne çözüm süreci konuşulur. Bütün bunların zemini, kamu güvenliği ve zemininin sağlanmasıdır. Demokrasilerde hukuk en temel zemindir. Hukuk zemini ortadan kalkarsa, onun üzerine hiçbir şey bina edemezsiniz" diye konuştu.


Koridor açmanın hukuken mümkün olmadığını ve siyaseten de göğüslenemeyeceğini belirten Akdoğan, "Bugüne kadarki bütün pozisyonların inkarı anlamına gelir. Böyle bir talepte bulunmak doğru bir yaklaşım değildir. Bir taraftan 'Türkiye bizi kurtarsın' diyorsun, bir taraftan 'Türkiye girmesin' diye bağırıyorsun" dedi.


Akdoğan, Kobani'de IŞİD'e karşı savaşması için PKK'ya Türkiye'nin silah yardımında bulunması talebi bulunup bulunmadığına ilişkin  soruya da "Bunu, onların sokaktaki uzantıları söylüyorlar, bu çok meşru ve makul bir talepmiş, sıradan bir şeymiş gibi. Böyle bir talep üzerinden hükümete baskı yapmak, bunu kıyamet alameti gibi görmek, 'bu olmazsa her şey biter', bunlar yanlış şeyler. Kendi dışında gelişen her gelişmenin faturası niye Türkiye'ye kesilsin?" yanıtını verdi.


Çözüm sürecinin bir bağlamı olduğunu ve Türkiye'de bir sorunu çözmeye çalıştığını vurgulayan Akdoğan, "Türkiye'de bir sorunu biz çözmeye çalışıyoruz. Bütün bölgedeki, Irak'taki, Suriye'deki, İran'daki bütün bu sorunları çözüm sürecinin içine paketleyip Türkiye'ye çözdürmeye çalışmak mantıklı bir şey değil" dedi.


"Bölgedeki herkesin yaptığı hataları telafi etme makamı Türkiye değildir"


"IŞİD üzerinden PKK'nın bir silahlı güç olarak kendini meşrulaştırması, 'PKK da bizim müttefikimizdir' deme noktasına Türkiye, ABD ya da NATO gelebilir mi?" sorusuna Akdoğan, şöyle yanıt verdi:


"Kim gelir bilmiyorum ama Türkiye gelmez ve bunu da hiç kimse getiremez. Konjonktürel gelişmelerle, birtakım hadiselerle bu meselenin bir anda renk değiştirecek hali yok. 30 yıllık tarihi de kimsenin silip atabilecek hali yok. Bu yüzden böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye'nin PKK'ya bakışı bellidir. Bu çerçevede sorunu çözüme bağlama çabası var. Bu sorun çözülürse, o zaman yeni bir durumdan bahsedebiliriz. Çözüm süreci nihai amacına ulaşır, bir silahsızlanma söz konusu olur, örgüt bir şekilde dağdan iner vesaire, ondan sonra yeni bir bağlam ortaya çıkabilir. Ama bugünkü bu şartlarda Türkiye'nin pozisyonunu değiştirmesi, oraya farklı bir gözle bakması, yeniden tanımlaması, birileri bir şey diyor diye daha kötüsü var bu, ehven-i şerdir, böyle bir yaklaşıma gelmesi söz konusu değildir. Kim gelirse gelsin, Türkiye bu noktaya gelmez. Eğer zamanında Esed konusunda Türkiye'nin dedikleri yapılsaydı, bugün o boşluk orada oluşmayacaktı ve o örgütler oralarda cirit atmayacaktı. 'Esed giderse ne olur? Alternatifini bilmiyoruz' diye Esed'in statükosuna destek oldular, göz yumdular ve Esed yukarıdan bombaladı, bunlar aşağıdan o boşaltılan alanları doldurdular ve şimdi 'Gel Türkiye bunu temizle'."


Akdoğan, herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini dile getirerek, "Sadece bir örgütle mücadele değil, kapsamlı bir Suriye planı ortaya konur, bu çerçevede herkes üzerine düşeni yapar. Bölgedeki herkesin yaptığı hataları telafi etme makamı Türkiye değildir" dedi.


"Türkiye'nin tavrı açık ve net"


IŞİD konusunda Türkiye'nin tavrının açık ve net olduğunu aktaran Akdoğan, şöyle konuştu:


"Türkiye, Bakanlar Kurulu kararıyla IŞİD'i terör örgütü ilan etmiştir. Hiçbir ilişkisi yoktur, hiçbir desteği yoktur. IŞİD'i bir tehlike olarak görmektedir ve terör örgütü olarak tanımlaması da bunun bir parçasıdır. Son çıkardığı tezkerenin ana şeyi de IŞİD vurgusu üzerinden çıkmıştır, bölgedeki diğer terör örgütleriyle birlikte. Türkiye'nin hiçbir ilişkisi, hiçbir yardımı yoktur, hiçbir teması yoktur. Türkiye, kapısını kimseye kapatmadı ama IŞİD konusunda Türkiye'nin kesinlikle böyle bir angajmanı, ilişkisi, desteği, vesairesi yoktur.


AK Parti'nin temel felsefesi, var oluş sebebi baktığımızda IŞİD'in panzehiridir. Bu, iki farklı yöntem, iki farklı zihin dünyası, iki farklı yaklaşımdır. Biri demokratik yöntemdir, bir tanesi de silahlı mücadele, terör, şiddet vesaire üzerinden bir şeyler yapmaktır. Bunun arkasındaki kültürel arka plan, felsefesi, yaklaşımı, zihniyet dünyası, bunlar iki ayrı alemdir. AK Parti, bunun tam karşı kutbunda durmaktadır ve buna karşı, bunun panzehiri de budur. Bölgede farklı grupları, sistem dışına, yer altına itenler, sistemden dışlayanlar, darbelerle, otoriter rejimlerle iş tutanlar, zalim yönetimlere bir şekilde örtülü destek verenler veya nötr kalarak onların yaşantısını devam ettirmesine sebep olanlar, önce düşünecekler. Bu tavrın sonucu, siz yeraltına iter, dışlarsanız, birtakım hadiseler yaşanır ve bu tür habis yaklaşımlar, çarpık yaklaşımlar, tasvip edilemeyecek yaklaşımlar, insanlara 'bu nasıl bir insanlıktır' dedirttikleri vahşetler ortaya çıkar."


"Bu tezkere IŞİD için çıkmıştır"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, yaşanan son olayların ardından yaptığı sağduyu çağrısını olumlu karşıladığını ifade eden Akdoğan, Kılıçdaroğlu'nun yeni tezkere çıkarma önerisini ise eleştirdi.


Akdoğan, "Bu yaşanılan sıkışıklık, kurnazlık. Bu tezkere IŞİD için çıkmıştır. Oyun mu oynuyoruz, çocuk mu kandırıyoruz? Türkiye ulusal güvenliği ve çıkarları için mücadele eder ve gereğini yapar. Burada kıvırtmaya gerek yok. Bu tezkerenin en önemli şeyi, IŞİD'dir ve sen buna 'hayır' dedin, şimdi bu tür cambazlıkla, numaralarla kotarmaya çalışıyorlar" dedi.


Yalçın Akdoğan, Bingöl Emniyet Müdürü'ne yönelik saldırının faillerinin iki saat sonra etkisiz hale getirildiğini anlattı.


Son günlerdeki izinsiz gösterilerde 37 kişinin hayatını kaybettiğini anımsatan Akdoğan, "Burada güvenlik güçlerinden kaynaklı değil bunlar. Bir kısmı bazı grupların kendi aralarındaki çatışmalardan kaynaklı. Bu kadar ciddi olayların üzerine güvenlik güçleri çok sağduyulu şekilde gitmiştir" diye konuştu.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye hem tezkere hem süreçteki değerlendirmeleri hem de son olaylardaki tavrı nedeniyle teşekkür eden Akdoğan, farklı şehirlerde fay hatlarını kırmaya, meseleyi kaşımaya dönük provokasyonlar olduğunu gördüklerini, buna karşın MHP liderinin tabanına sağduyu talimatında bulunmasını olumlu karşıladığını aktardı.


"Çözüm süreci herhangi bir örgüte alan açma projesi değildir"


Çözüm sürecini değerlendiren Akdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bardağın dolu tarafını görmek durumundayız. Burada bir geriye gidiş olduğu kanaatinde değilim. Şu söylenebilir; devlet demokratikleşti, bölgede ciddi bir normalleşme yaşanıyor, insanlar normal hayatlarına döndü, turizm gelişti, bir taraftan örgüt eski alışkanlıklarını bırakamıyor, ceberut yüzüyle baskıyı devam ettiriyor, bunun üzerinden siyasi güç devşirmeye çalışıyor. Burada bir güvenlik zafiyeti yok. Güvenlik güçlerine her zaman talimat şu olmuştur; hiçbir hukuksuzluğa müsamaha göstermeyeceksiniz. Burada 'çözüm süreci var aman ilişmeyin, karışmayın.' Çözüm süreci herhangi bir örgüte alan açma projesi değildir. Kimse de bunları yapamaz. Çözüm süreci ve güvenlik bir arada gitmek durumundadır. Bu asayiş olayları mutlaka eylemsizlik kapsamına alınmalıdır. Gelinen noktada en öncelikli meseleydi. Bu son olayların biraz da buna karşı bir şey olduğunu görüyorum. Yani hükümet kararlı, 3-5 ay içinde bir nihai sonuca ulaşmak istiyor, nasıl su kaynatırız, nasıl bozabiliriz?"


Hükümetin çözüm sürecinde kararlı olduğunu vurgulayan Akdoğan, "Nihai çözüme ulaşmak istiyoruz. Bu kararlılığın görülmesinden dolayı bazı çevrelerin panik atak geçirdiği de düşünülebilir. Bu olayları bahane ederek, asayiş olaylarına son vermek yerine tam tersi bir durum ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı.


Başbakan Yardımcısı Akdoğan, devletin şantaja boyun eğmeyeceğini vurgulayarak, "Ben bir şey istiyorum, ortalığı yakar yıkarım" devrinin geçtiğini, bununla sonuç alınamayacağını kaydetti.


"Çözüm süreci keyiften ortaya çıkmadı"


Türkiye'de birçok kesimin sorunu olduğunu dile getiren Akdoğan, şöyle dedi:


"Her sorunu olan ortalığı birbirine mi katacak? Güvenlik, kamu düzeni, hukuk, demokrasi temel zemindir. Bu mesele ile artık birbirimizi yormayalım. Çözüm süreci keyiften ortaya çıkmadı. Bütün yöntemler denendi. Büyük kayıplar yaşandı. Türkiye bölünmesin diye, ülkenin birlik ve bütünlüğünü korumak için bu süreç ortaya çıktı. Sorunu görmezden gelmek meseleyi çözmüyor. Kobani meselesi bunu zehirlemeseydi, bunun üzerinden farklı birtakım hesaplar görülmek istenmeseydi süreç iyi bir noktaya doğru gidiyordu. Ama şu anda biz herhangi bir şeyi çok konuşabilecek durumda değiliz. Önce bu olayların son bulması lazım. Kamu düzeni ve güvenliği şu anda birinci önceliğimizdir."


- İstanbul

Haber Yayın Tarihi: 11.10.2014 01:52 Kaynak: AA



Yaşar Büyükanıt, ölmeden önce verdiği son röportajda FETÖ'cü savcıyı affetmedi
Sivas'a özgü mermer ve travertenler 4 kıtada 18 ülkeye ihraç ediliyor Başörtülü hamile kadına çirkin saldırı! Darp edilen kadın hastaneye kaldırıldı