DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4 - Son Dakika

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4

2 ay önce

(Ek görüntü ve bilgilerle) 1-ESENYURT'TAKİ O MİNİBÜSE DENETİM SIRASINDA CEZA- Esenyurt'ta genç kızların saldırıya uğradığı hattaki minibüslere denetim yapıldı.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4, System.String[]

(Ek görüntü ve bilgilerle)

1-ESENYURT'TAKİ O MİNİBÜSE DENETİM SIRASINDA CEZA

- Esenyurt'ta genç kızların saldırıya uğradığı hattaki minibüslere denetim yapıldı.

Kızlara saldıran sürücünün kullandığı minibüse de "fazla yolcu taşımak"tan ceza kesildi.

Kızların saldırıyı uğradığı gün de minibüse ceza kesildiği öğrenildi.

İdris TİFTİKCİ-Veysel TİMDU/ ESENYURT'ta hızlı gittiği için kendisini uyaran iki genç kızın minibüs şoförü tarafından darp edilmesinin ardından aynı hatta çalışan minibüslere yönelik denetim yapıldı. Denetimlerde kadınlara saldıran şoförün çalıştığı minibüse ceza kesildi.

Esenyurt, Piri Reis Mahallesi'nde Cuma günü meydana gelen olayda, Bahçeşehir'den Esenyurt'a gitmek için minibüse binen Mine M. ve Kübra K., hızlı gittiği için uyardıkları minibüs şoförü Ünal E. tarafından darp edilmişti. Gözaltına alınan Ünal E. (32) "Kasten Yaralama" suçundan mahkemeye sevk edildi. 15 suçtan polise geliş kaydı bulunduğu belirtilen Ünal E. adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Esenyurt'ta bugün aynı hatta çalışan minibüslere yönelik denetim yapıldı. Denetimlerde durdurulan minibüslerde incelemelerde bulunuldu.  Kadınlara saldıran sürücünün kullandığı minibüs de denetim sırasında durduruldu. Başka bir şoförün kullandığı minibüse, fazla yolcu taşımaktan 85 lira para cezası kesildi. Aynı araca 8 kez aynı gerekçe ile ceza kesildiği belirtildi. Kızları darp eden sürücüye de olay günü yine aynı gerekçe ile ceza kesildiği kaydedildi. Esenyurt'ta da son bir ayda 564 minibüse işlem yaptığı toplamda 58 bin 968 lira ceza kesildiği öğrenildi.

"MİNİBÜS ŞOFÖRLERİNİN DAHA NAZİK OLMALARINI VE BU KADAR ÇOK YOLCU ALMAMALARINI İSTİYORUZ"

Esenyurt'ta minibüs şoförlüğü yapan Soner Curo, "Yanlış yapan arkadaşlarımız var. Bunun için uygulama yapılması gerekiyor ama çok insan var. Hızlı gidiyoruz diye tepki alıyoruz. Büyükşehir bize dakika vermiş. O dakikaya gitmezsek bizim arabamız bağlanıyor. ya da bizi trafikten 7 güne kadar men ediyorlar. Biz de hiç kimseye zarar gelmesin istiyoruz." derken, sürekli minibüse bindiğini belirten Birsen Kahraman ise, "Minibüsler çok kalabalık, kapı önünde gidenler var. Bunun son bulmasını istiyoruz. Minibüs şoförlerinin daha nazik olmalarını ve bu kadar çok yolcu almamalarını istiyoruz. " diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

------------------

Ek görüntü//

-Minibüs sürücüsü ve yolcuyla röportaj

Geçilen görüntü//

-Denetimler

-Durdurulan minibüsler

-Durdurulan minibüsün görüntüsü

-Röp

-Genel ve detaylar

02.12.2019 - 16.18 Haber Kodu : 191202165

02.12.2019 - 16.51 Haber Kodu : 191202183

=================================

(minibüs sürücüsünün görüntüsüyle)

2-ESENYURT'TA 2 KADINA SALDIRAN MİNİBÜS SÜRÜCÜSÜ SERBEST BIRAKILDI

Veysel TİMDU - İstanbul DHA - Esenyurt'ta hızlı gittiği için kendisini uyaran iki genç kıza saldıran minibüs sürücüsü serbest bırakıldı.

Olay, Cuma günü Esenyurt ilçesi Piri Reis Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mine M. ve Kübra K., Bahçeşehir'den Esenyurt'a gitmek için minibüse bindiler. Şoför trafikte önünde seyreden bir otomobil sürücüsüne sinirlenip minibüsü tehlikeli bir şekilde sürmeye başladı. Bunun üzerine kadınlar, "tehlikeli araç kullanıyorsunuz, korkuyoruz" diyerek şoförü uyardıktan sonra inmek istedi. Ünal E. adlı sürücü, minibüsü durdurup kadınları indirdikten sonra onlara hakaret edip darp etti. Şoför ardından minibüse binip olay yerinden ayrıldı. Kadınlar polis merkezine giderek minibüs şoföründen şikayetçi oldu.  Olay anı da bir işyerinin güvenlik kameralarına yansıdı.

Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri olayı gerçekleştirdiği tespit edilen minibüs şoförü Ünal E. (32)'yi dün akşam gözaltına aldı. Şüpheli Ünal E. "Kasten Yaralama" suçundan mahkemeye sevk edildi. 15 suçtan polise geliş kaydı bulunduğu belirtilen Ünal E. adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü:

--------------

-Minibüsçünün görüntüsüyle

DHA FEED

02.12.2019 -15.07  Haber Kodu : 191202128

02.12.2019 - 15.08 Haber Kodu : 191202129

==============================

3- ESENYURT'TA MİNİBÜSCÜNÜN SALDIRDIĞI GENÇ KIZLAR O ANLARI ANLATTI

İdris TİFTİKCİ- Veysel TİMDU -/İSTANBUL, -  -ESENYURT'ta hızlı gittiği için uyardıkları minibüs şoförü tarafından saldırıya uğrayan genç kızlar o anları anlatı. Saldırıya uğrayan kızlardan Mine M. "Arkamdan koşarak geldi. Zaten görmedim bile. Arkamdan geldi, ensemden tuttu ve birden dövmeye başladı" dedi.

Cuma günü Esenyurt Piri Reis Mahallesi'nde Mine M. ve Kübra K., Bahçeşehir'den Esenyurt'a gitmek için minibüse bindi. Şoför trafikte önünde seyreden bir otomobil sürücüsüne sinirlenip minibüsü tehlikeli bir şekilde sürmeye başladı. Bunun üzerine kadınlar, "tehlikeli araç kullanıyorsunuz, korkuyoruz" diyerek şoförü uyardıktan sonra inmek istedi. Ünal E. adlı sürücü, minibüsü durdurup kadınları indirdikten sonra onlara hakaret edip darp etti. Dün akşam gözaltına alınan Ünal E. "Kasten Yaralama" suçundan mahkemeye sevk edildi. 15 suçtan polise geliş kaydı bulunduğu belirtilen Ünal E. adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Mine M. ve Kübra K. yaşadıkları olayı anlattı.

"ARKAMDAN GELDİ, ENSEMDEN TUTTU VE BİRDEN DÖVMEYE BAŞLADI"

Ünal E.'nin çok agresif ve sinirli olduğunu söyleyen Mine M., "O kadar hızlı kullanıyor ki arabayı. Korktuk. Bir öne gidiyoruz, bir arkaya gidiyoruz hep beraber. Sonra trafikte sinirlendi birine. Önüne kırdı filan. Anlamadık ne olduğunu. Sonra aşağıya indi minibüsten. Adama saldırmaya başladı. 'Kapıyı açacaksın. Geleceksin buraya. Döveceğim seni' filan dedi. Nasıl küfürler ediyor adama. Minibüsün içindekiler indi. Sakinleştirdiler geri arabaya bindirdiler adamı. Dövemedi ya adamı. Daha çok sinirlendi. Daha hızlı kullanmaya başladı. Sonra minibüsün içindeki insanlara bağırmalar, ses yükseltmeler. 'Anlamıyor musunuz? İnin lan aşağıya' falan tarzında konuşmalar. Hiç kimse hiç bir şekilde bir şey söylemiyor adama. Biz inerken, 'Beyefendi arabayı bu kadar hızlı kullanamazsınız. Lütfen insanlarla da düzgün konuşun.' dedik.  'Sen kimsin bana bunu söylüyorsun diye küfür etti bana. Sonra biz aşağıya indik. Arkamdan koşarak geldi. Zaten görmedim bile. Arkamdan geldi, ensemden tuttu ve birden dövmeye başladı. Etraftaki, insanlar, kimse hiç bir şey yapamadı. Kimse tutmadı bile. Adam bizi dövdükten sonra amcanın biri bizi ayırıyor. Görüntüde de görürsünüz zaten. Dayak yiyoruz ve hiç bir şey olmamış gibi geri arabasına binip gidiyor. Bugün öğreniyoruz ki serbest bırakmışlar. Neyi bekliyorlar bu adamı tutuklamak için. Beni illa öldürmesi mi gerekiyordu bu adamın.  Bu adamın ilk vukuatı da değilmiş. 15 tane bu adamın şikayeti varmış. Bu insanlar neyi bekliyorlar bu adamı tutuklamak için. Diyorlar ki 'Kadına şiddete hayır. Biz sizin yanınızdayız. Biz size desteğiz' Ben buradan size sesleniyorum. Yanınıza geldik. Adalete güvendik. Geldik ifademizi verdik. Adam serbest kalmış. Bu nasıl bir kadına şiddetin arkasında durmaktır. kimse benim arkamda yok. Adam elini kolunu sallaya sallaya çıtı. Yarın gelip tekrar dövsün diye mi serbest bıraktınız. Ben buradan İçişleri Bakanıma da sesleniyorum. Cumhurbaşkanıma da sesleniyorum. 'Kadına şiddete hayır' diyorsunuz ama adalet hiç bir şey yapmıyor." dedi.

"KELİMELERİN TÜKENDİĞİ YERDEYİM"

Kübra K. ise,"Bizim ölmemiz mi gerekiyordu. ya da kolumuzun bacağımızın kırılması, ağzımızın burnumuzun dağılması mı gerekiyordu. O kişinin serbest bırakılmaması için. 1-2 değil ki 15-20 tane bunun suçu varmış. Biz ilk değiliz. Ailelerimiz zor sakinleştiriyoruz. Ailemiz bize bir fiske bile vurmamışken, elin adamı geliyor vuruyor yani. Kelimelerin tükendiği yerdeyim" ifadelerini kullandı

Görüntü dökümü:

----------------

-Mine M.'nin konuşması

-Kübra K.'nin konuşması

02.12.2019 -15.20  Haber Kodu : 191202135

=============================

4- MARKETE GİDEN DEDE İLE TORUNA OTOMOBİL ÇARPTI; O ANLAR KAMERADA

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, - AVCILAR'da markete gitmek üzere evden ayrılan dede ile torununa otomobil çarptı. Yaralanan dede ile torunu, hastaneye kaldırıldı.

Kaza, bugün saat 14.00 sıralarında Cihangir Mahallesi'ndeki Kirazlı Caddesi'nin başında bulunan döner kavşakta meydana geldi. 34 CBZ 746 plakalı otomobilin sürücüsü, önüne çıkan dede ile 3 yaşlarındaki torununa çarptı. Dede ile torun çarpmanın etkisi ile yere düştü. Bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıyan kazanın meydana gelmesi üzerine sevk edilen 112 ekibi, yaralı dede ile torununu hastaneye kaldırdı. Sevk edilen trafik ekibi araç sürücüsünü alkol testinden geçirdikten sonra araç çekici ile kaldırıldı. Sürücü ifadesine başvurulmak üzere Polis Merkezi'ne götürülürken, soruşturmaya başladı.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Kaza anı güvenlik kamerasında

-Kazadan sonra gelen polis ve trafik ekibi

-Kazaya neden olan sürücü alkol testinden geçirilirken

-Araçta bulunanlar beklerken

-Araç, çekici ile götürülürken

02.12.2019 - 16.07 Haber Kodu : 191202158

=======================

5- KÜÇÜKÇEKMECE SOKAKLARINA ASILAN AFİŞLERE TEPKİ

Haber - Kamera: Semih ÇALIŞKAN - Mertcan ÖZTÜRK/ İSTANBUL,

Küçükçekmece Belediyesi, kadına yönelik şiddet ve cinayetlere dikkat çekmek amacıyla ilçenin pek çok yerine afişler astı. Ancak ilçede yaşayan vatandaşlar, afişlerde kullanılan ifadelerin çocuklarının psikolojisini etkilediği söyleyerek tepki gösterdi. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, bu tür afişlerin çocukların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu ifade etti.

"DURUMU ÇOCUKLARA İZAH EDEMİYORUZ"

Küçükçekmece Belediyesi tarafından hazırlanan, kadına yönelik şiddet ve cinayetleri konu alan afişler günler önce ilçenin farklı noktalarındaki ilan panolarına yapıştırıldı. Afişlerde "Annemi dedem öldürdü, beni nişanlım öldürdü, kızımı oğlum öldürdü, kızımı kocam öldürdü, beni oğlum öldürdü, beni eski kocam öldürdü, annemi babam öldürdü" gibi ifadeler yer alıyor. Cadde, sokak araları ve okul önlerindeki ilan panolarında bulunan afişlerdeki ifadelere vatandaşlar tepki gösterdi. Çocukların afişi gördüğünde tedirgin olduğunu ifade eden anne-babalar, durumu izah edemediklerini ifade ediyor.

"DAHA FARKLI YERLERDE OLMASI GEREKİR"

Çocuğunu okula götüren Nurcan Beder, afişlerde yer alan ifadelere tepki gösterdi. Beder, "Geçen çocuğuma karşıdan poğaça alıyordum. Kızım birden çığlık attı. 'Ne oldu' diye sordum. 'Anne baksana nişanlım öldürdü' yazıyor dedi. Çocukların gözleri önünde çok kötü bir şey. Elbette herkes karşı yani. Kadınlar neden öldürülüyor? Çocukların gözü önünde olması çok saçma. Daha farklı yerlerde olması gerekir" şeklinde konuştu.

"BEN BUNU NASIL AÇIKLAYABİLİRİM? ZOR OLDUĞU İÇİN AÇIKLAYAMADIM"

Perihan Yürekdinç ise, "Benim çocuğum 4'üncü sınıfta. Bunları okuyabiliyor. Okuduğu zaman da bana sorabiliyor. 'Kocamı öldürdü, babamı öldürdü' gibi cümlelerin ifadeleri de zor oluyor. Toplumsal olarak güzel bir şekilde yansıtıyorum derken çocuklara da kötü yönleri oluyor. Çocuğum sordu ama ben geçiştirdim. 'Kocam öldürdü, babam öldürdü' derken ne demek istiyorlar diye sordu. Ben bunu nasıl açıklayabilirim? Zor olduğu için açıklayamadım" ifadelerini kullandı.

"PSİKOLOJİSİ KÖTÜ ETKİLENİYOR TABİİ Kİ"

Küçükçekmece'de yaşayan Murat Urcan de, "Bence başka bir şekil bulmalılar. Bana 'niye böyle yazmışlar' diye sordu. Cevap bile veremedim. Nasıl izah edeyim? 'Niye öldürmüşler' diye soruyor. 'Acaba karşı taraf ne yapmış' diye sordu. Psikolojisi kötü etkileniyor tabii ki." diye konuştu.

"ÇOCUKLARIN RUH SAĞLIĞI BU GİBİ AFİŞLERDEN OLUMSUZ ETKİLENİR"

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, bu tür afişlerin çocukların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu ifade etti. Karakoç, şöyle devam etti:

"Çocukların topluma açık yerlerde bu tarz afişlerle karşılaşmış olması her an her yerden tehlike ve şiddet geleceğine dair çocuklarda bir düşünce yaratacağı için çok uygun olmamış. Çocukların ruh sağlığı bu gibi afişlerden olumsuz etkilenir. Çünkü çocukların en çok güvendiği kişiler onların ilk bakımını veren ailesi ve yakın çevresidir. Her an her yerden özellikle de yakın çevreden böyle bir tehdit geleceğini biliyor olması, böyle bir tehdit algısının oluşturulması çocukların hayata bakışındaki temel güven duygusunun oluşmasında olumsuz etkiye sahiptir."

"BİRAZ DAHA YUMUŞATARAK, GENELLEYEREK ÇOCUKLARA ANLATABİLİRİZ"

"Aslında toplumsal şiddete karşı farkındalık oluşturmaya çalışılarak o afişler yapılmış" diyen Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, "Astıkları yerler veya seçtikleri kelimeler olarak çok doğru olmamış. Çocuklara bunlar anlatılırken sonuçta toz pembe bir dünyada yaşamıyoruz. Her an her yerden şiddet veya kötü olaylar gelebilir. Belki bunları biraz daha yumuşatarak, genelleyerek çocuklara anlatabiliriz. Çocuğun başına böyle gelmeyeceği, anne ve baba olarak onu her zaman sevecekleri, koruyacakları, asla böyle bir şey yapmayacaklarının teminatını en azından biz kendimiz çocuklarımız için verebiliriz. Aileler de bu şekilde yaklaşabilir. 'Bazı annelerin başına bu gelmiş olabilir ama benim başıma gelmeyecek, ben her zaman seni koruyacağım, ne olursa olsun yanında olacağım' gibi ifadeler eğer bir afişle karşılaşmışlarsa toparlamak adına böyle söylenebilir" şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, bu tür çalışmalar yapan kurumlara çağrıda bulundu. Karakoç, "Toplumun üzerinde ruh sağlığı açısından nasıl bir tepki yaratabileceğini öngörerek belediyelerde çalışan ruh sağlığı uzmanları var. Bu kişilere danışarak ve çocukların gelişim dönemine göre böyle bir sorumluluk projesi üretebilirler. Sorumluluk projesinin daha çok muhatap olan kesimini veya bir zemin analizi yaparak, hedef kitleye uygun afişler asılabilir" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

----------------------------------

-Afişlerden görüntüler

-Vatandaşlarla röportajlar

-Çocuklardan görüntüler

-Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya ile röportaj

-Detay görüntüler

02.12.2019 - 16.43 Haber Kodu : 191202178

=============================

6- BEŞİKTAŞ'TA GÖSTERİ YAPAN BREZİLYALI JUAN: KAZANDIĞIM PARAYLA TÜRKİYE'Yİ GEZİYORUM

Haber-Kamera: Ersan SAN/İSTANBUL,  BEŞİKTAŞ Dolmabahçe'deki trafik ışıklarında elindeki labut ve küreyle gösteri yapan 25 yaşındaki Brezilyalı gezgin Juan sürücülerin ilgi odağı oldu. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde kırmızı ışığın yanmasıyla yolun ortasına geçen Juan, elindeki labutlarla akrobasi gösterisi yaptı. Araçları ile ışıkta bekleyen sürücüler ve çevredeki vatandaşlar Juan'ın gösterisini büyük bir heyecanla izledi. Yeşil ışığın yanmasına saniyeler kala şapkası ile sürücülerden bahşiş toplayan Juan, geçimini bu şekilde sağladığını söyledi. Kazandığı parayla dünyayı dolaşan Juan, günde yaklaşık 200 lira bahşiş topladığını belirtti.

Labut gösterisinin yanı sıra küre ile de şov yapan Juan, "Kazancım günlük değişiyor. Bu para ile otel, yemek ve seyahat ücretimi karşılıyorum. Biriktirdiğim para ile de dünyayı dolaşıyorum. Ülkem Brezilya'dan Türkiye'ye geldim ve çok beğendim. Bu ikinci gelişim. Kazandığım parayla Türkiye'yi geziyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Dolmabahçe trafik görüntüsü

-Juan'ın akrobasi hareketleri

-Juan'ın bahşiş toplaması

02.12.2019 - 14.46 Haber Kodu : 191202124_

========================

7-İNGİLTERE'DEN NEPAL'E YÜRÜYEN 73 YAŞINDAKİ GEZGİN İSTANBUL'DA YOLCUĞUNA DEVAM EDİYOR

Haber-Kamera: Cemil ÖZDEMİR-Murat SOLAK/

İngiltere'den Nepal'e yürüyen ve İstanbul'a ulaşan 73 yaşındaki gezgin kadın, Avcılar'dan Galata Kulesi'ne yürüyor.

Nepal'deki yoksul çocuklar için İngiltere'den hareket eden ve 1 yıldır yanında çekerek taşıdığı küçük karavan ile yürüyen gezgin ve maraton koşucusu Rosie Swale Pope (73) Cumartesi günü İstanbul'a geldi. Elektronik cihazlarını şarj etmek ve kişisel temizliği için Avcılar'da bir gece dinlenen Pope, yolculuğuna devam ediyor. Avcılar'dan sabah saatlerinde hareket eden 73 yaşındaki gezgin, yanında çekerek taşıdığı karavan ile D-100 Karayolu'ndan Galata Kulesi'ne yürüyor. Yolculuğu sırasında bazı sürücüler araçlarını durdurup Rosie Swale Pope ile fotoğraf çektirirken, bazı sürücülerse araçlarından el salladı.

Torunlarının gönderdiği parayla geçimini sağlayan Pope, soğuk havalarda karavanında polarını giyerek uyduğunu ve üşümediğini söyledi. İstanbul'daki yolculuğu sırasında karşılaştığı insanların samimi olduğunu belirten Pope, 5 Aralık'ta Galata Kulesi'nde bir Türk arkadaşı ile buluşacağını söyledi.

Görüntü Dökümü:

---------------------

-Yürüyüşünden görüntü

-Araçlarını durdurarak fotoğraf çektirmek isteyenlerden görüntü

-Genel ve Detaylar

======================

8- İBB'DEN 'DEPREM ÇALIŞTAYI'

* İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu,

" Bu şehrin en önemli riski depremdir. ve bu risk öyle küçük bir risk de değildir. Ama biliyoruz ki İstanbul için risk olan bu süreç, aynı zamanda Türkiye için hatta dünya için bir risktir"

Haber-Kamera: Beyza Nur GÜLER-Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL,

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Bu şehrin en önemli riski depremdir. ve bu risk öyle küçük bir risk de değildir. Ama biliyoruz ki İstanbul için risk olan bu süreç, aynı zamanda Türkiye için hatta dünya için bir riskidir" dedi.

İBB'nin düzenlediği 'Deprem Çalıştayı', İstanbul Kongre Merkezi'nde başladı. 2 gün sürecek 'Deprem Çalıştayı'na İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'un yanı sıra kamu ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen uzmanlar da katılıyor.

"NET BİR YOL HARİTASI ORTAYA KOYMAYI AMAÇLADIK"

Çalıştayda konuşan İmamoğlu, İstanbul'un en önemli riskinin deprem olduğunu vurguladı. İmamoğlu, "Etkilediği yerleşimler nedeniyle dünyanın en fazla risk oluşturan fay hatlarından birinin üzerine kurulmuş olan İstanbul'un deprem konusundaki mevcut fotoğrafını çekeceğiz. Nerede olduğumuzu anlamak istiyoruz. Yapmamız gereken hazırlıkları hep birlikte objektif bir şekilde tartışmak ve net bir yol haritası ortaya koymayı, 16 milyon İstanbulluya bu süreci en objektif şekilde göstermeyi amaçladık. Onun için bir aradayız. Çok net ifade edeyim ki, biz başımızı kuma sokamayız. Sokmayacağız. Bu şehrin en önemli riski depremdir. ve bu risk öyle küçük bir risk de değildir. Ama biliyoruz ki İstanbul için risk olan bu süreç, aynı zamanda Türkiye için hatta dünya için bir riskidir. Hayatın duracağı, ekonominin büyük hasar alacağı bir büyük kaos ve ulusal felaket ihtimalinden bahsediyoruz. İşte bu kadar ürkmeli, korkmalı ve bu süreci  bu denli ciddiye almalıyız" dedi.

"ÇOK  ZAMAN KAYBETTİK, KAYBETTİRDİK"

İmamoğlu, "Hali hazırdaki 1.2 milyon yapının karşı karşıya olduğu büyük bir riskten bahsediyoruz aslında. 48 bin binanın ağır hasar göreceği bir süreci anlatıyoruz ve on binlerce insanın can kaybından bahsediyoruz. Bu nedenle yeni yönetim olarak, İstanbul'u afetlere ve özellikle depremlere dayanıklı bir şehir haline getirmek bizim öncelikli hedefimiz. Uluslararası ve ulusal ölçekteki tüm bilimsel çözüm önerilerini dikkate alarak bir yol haritası üretmek en somut amacımızdır. Bilimsel veriye dayanan ve ilgili tüm paydaşların görüşlerini dikkate alan bir yaklaşım bulmak ve harekete geçirmeyi İstanbulumuz'da birinci öncelikli vazifemiz olarak ortaya koyduk. Çünkü 20 yıl önce depremi en derin hissederek tabiri caizse doğanın marifeti ile öğrendiğimiz günden bugüne ne yazık ki 20 yılı aşan bir süre geçmiştir ve çok  zaman kaybettik, kaybettirdik. Bir toplum bu denli büyük bir riskin altındayken nasıl bu kadar vurdum duymaz  ya da bu süreci öncelikli hale getirmez.  Biz daha fazla vakit kaybetmek istemiyoruz. Üniversitelerin, enstitülerin, sivil toplum kuruluşlarının, merkezi ve yerel kamu kuruluşlarının hepsi; yetkileri, eğitimleri ve uzmanlıkları ölçüsünde bu sürece katılmak zorundadır. Önleyici ve rehabilite edici tüm süreçlerde herkes kayıtsız şartsız yer almalıdırlar" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü:

--------------------------

-İmamoğlu'nun konuşması

-Çalıştaydan görüntüler

-Genel ve detay

02.12.2019 -13.34 Haber Kodu : 191202109

=====================================

9- İMAMOĞLU: (DEPREM ÇALIŞTAYI) BURAYA HERKES DAVET EDİLDİ

Beyza Nur GÜLER-Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL, İSTANBUL Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Deprem Çalıştayı"nda yaptığı konuşmanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin "Protokolde gözlerin aradığı isimler vardı; İstanbul Valisi, AFAD Başkanı olmak üzereö demesi üzerine İmamoğlu, "Buraya herkes davet edildi benim de bilgim dahilinde. İlgili bakanlıktan tutun da valiliğe kadar. Belki kurulları veya heyetleri temsilen birileri gelmiş olabilir ama ben kim geldi, gelmedi açıkçası bilmiyorum. Umarım gelmişlerdir. Bugün aslında konu, üst düzey bilim insanları, teknik insanlar, onların ne katacakları. Bizler, yöneticiler dinleyip sorumluluk elde etmesi gereken insanlarız. Gelmeseler de biz raporları kendilerine yollarız" ifadelerini kullandı.

"BARAJLARDAKİ DOLULUK ORANI YÜKSELİŞE GEÇTİ"

İstanbul'un su sıkıntısı yaşayıp yaşamayacağı ile ilgili bir soru üzerine ise İmamoğlu, şöyle konuştu: "Şu anda barajlarımız, doluluk olarak yüzde 36'ların biraz üzerinde. Birkaç haftadır düşüş trendinde olan doluluk oranı, son 3-4 gündür bir yükselişe geçti. Kışa girişimiz gecikti ama henüz kışı yaşamadık. İstanbul'un ürkütücü su senaryosu, 2 yıl üst üste kuraklık yaşaması ile ilintili. Bu kuraklığın, yaz aylarına nasıl tesir edeceğini yaşayacağımız kışla göreceğiz. Şu anda henüz kışla ilgili bir tahminde bulunmak güç. Eğer, seneye de bir kuraklık yaşanırsa, arkadaşlarımızın öngörüsü 2021'de bizi bir su sıkıntısı bekliyor. Tabii burada çarpıcı olan 2 şey var. Bir tanesi, malum Melen Barajı'nın bundan 2 yıl önce açılacak olması ve bugün orada milyonlarca metreküplük su rezerviyle İstanbul'un beslenebileceği yönünde tarihsel projenin hala niçin neticelenmediği… Aldığımız son bilgiden dolayı burada yapılan yanlış imalatın giderilmesiyle ilgili ek projenin maliyetiyle ilgili alakalı ödeneğin hala çıkarılmamış olması… 2040'a, 2071'e kadar su sorunu yaşamayacağımız bir şehir devraldığımız konusunda, Sayın Cumhurbaşkanı dahil, teminatlar verildi topluma. Biz de o teminatı alarak seçildik. Dolayısıyla bu süreç de milli bir meseledir. Eğer DSİ, ödenek sorunu yaşıyorsa, bu ödeneği tesis edecek kurumları bu konuda uyarıyoruz ve duyarlılığa davet ediyoruz. Bu, önemli bir meseledir. En azından bence sayın Cumhurbaşkanı'nın taahhüt ettiği ve vaat ettiği ' 2040'a 2071'e kadar su sorunu yaşamayacağız. Tüm sorunu çözdük' taahhüdünün imza altına alınması için bütün kurumları ve kuruluşları sorumluluğa davet ediyoruz. Şu anda 2 yıl su sorunu olmayacağı yönündeki öngörümüzle beraber, bu ileride su sorunu olmayacağı anlamına da gelmiyor. Kritik olan Melen Barajı'nın yanı sıra, tasarruflar ve geliştireceğimiz su kaynağı oluşturma ile ilgili projelerimiz devam ediyor. Ocak ayında da su çalıştayımız olacak. Bunu orada da ele alacağız."

"BİLİMSEL ALANLARDA MÜDAHALECİ OLMAM"

Deprem alanında uzun süredir çalışma yapan bazı isimlerin, İBB yönetimi tarafından çalıştaya davet edilmediklerini belirterek,  bunu da sosyal medyada duyurduklarının hatırlatılması üzerine İmamoğlu, şunları söyledi: "Bir belediye başkanı olarak kim davet edildi, kim edilmedi… Bilimsel alanlara ben ne müdahaleci olurum ne de olmak doğru. Burada bir kere şunu söyleyelim. Davet edilmeyen kimse yok. Konuşulan şey, konuşmacı olmakla ilgili. Gösterilen tepki ismi geçen bilim insanımız da belediyemiz ile başka alanlarda şu anda aktif çalışma içerisinde. En son mesela İSKİ'nin kendilerine bir çalışma teklifi yaptığını biliyorum. Dolayısıyla İstanbul'da hiçbir bilim insanı dışarıda kalmaz, kalmamalı. Eksiklik olabilir. Çokça bilim insanımız var. Herkesin konuşmacı olması mümkün olamayabilir. Ama herkesin sürecin içinde olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamaya dönük kurullar oluşturuyoruz. Kendilerine bir hata yapılmışsa zaten arkadaşımız söyledi 'özür dileriz' dedi. Ama bilim adına konuşmacı olmadım diye gelmemeyi, kendileri tercih etmemeli. Umarım bugün veya yarın kendileri en üst seviyede katılımcı ve sürece katkı sunan bilgileri ile paylaşımcı olmasını dilerim. Sadece kendilerine değil tabii herkesi bu anlamda davet ediyoruz. Eksiklikler giderilir. Bu ne ilk ne son olacak. Hep böyle depremle ilgili konuşacağımız alanları ve süreçleri İstanbul'un her anına dahil edeceğiz. Çünkü bizim birinci meselemiz deprem."

Görüntü dökümü:

--------------

-İmamoğlu'nun soruları cevaplaması

02.12.2019 - 15.12 Haber Kodu : 191202131

===============================

10-ZİYA SELÇUK: 2035'LERE KADAR NE KADAR ÖĞRETMENE İHTİYACIMIZ VAR ÇALIŞMASINI TAMAMLADIK

Haber-Kamera: İdris TİFTİKCİ/İSTANBUL,

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, "2035'lere kadar hangi branşta ne kadar öğretmene ihtiyacımız var çalışmasını tamamlamış bulunuyoruz. Buna göre de yüksek öğretimle bağlantısını da kontenjan sınırlaması biçiminde de ele alıyoruz." dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İstanbul'da 2023 Eğitim Vizyonu ile "Birlikte Bir Yıl" toplantısına katıldı. Selçuk, burada yaptığı konuşmada, "Güçlü bir gelecekten söz ettiğimizde güçlü öğretmenlere ihtiyacımız var. Bununla ilgili toplumdaki bütünsel algı, bizim bu anlayışımızı güçlendiriyor. Çocuklar için ne istiyorsak,  onun aynısını öğretmen için de istiyoruz. Öğretmenlerimizle yeni bir eğitim yaklaşımıyla bu faaliyetleri yaparken sadece biraz zamana ihtiyacımız var. İmkanlar el verdiğince bu eğitimlerin sıradanlaştığını, yaygınlaştığını göreceksiniz. Öğretmenlerimizin nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olacağız. YÖK ile birlikte işbirliği içinde öğretmen yetiştirmede kendi ülkemizin damarından gelen bir yaklaşım var. Bu damara uygun bir şekilde, uygulama ağırlıklı daha çok hayatın kendisini dikkate alan, akademik bilgiyi, çocuğa şefkat göstermeyi, yetiştirmeyi kapsayan bir yaklaşımı gündeme getirmek istiyoruz. Öğretmen yetiştirmeyi bütünsel olarak ele alıyoruz. Bizim 2035'lere kadar hangi branşta ne kadar öğretmene ihtiyacımız var çalışmasını tamamlamış bulunuyoruz. Buna göre de yüksek öğretimle bağlantısını da kontenjan sınırlaması biçiminde de ele alıyoruz. Uygulamanın daha çok yüksek olduğu eğitim sisteminin sahadaki karşılığını yansıtan bu modelle de eğitim fakültesini yeniden şekillendirmekle ilgili bir çalışma başlatıyoruz bazı fakültelerde." dedi.

"BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI, BİZİM DENEME TAHTAMIZ DEĞİL"

Bakan Selçuk, şöyle devam etti:

"Toplumdaki beklentinin çok çok farkındayız ama bir şeyin daha farkındayız. Eğer alt yapısı kurulmadan, eğer gereken çalışmalar yönetilmeden kararlar alırsak, çözümler üretirsek, şimdiki çözümlerimiz gelecekteki problemlerimiz olur. O sebeple alt yapı kurmadan, pilot çalışmasını yapmadan asla bir çalışma yapmıyoruz.  Toplumdaki talebin ne olduğunu çok önemsiyoruz ama neyi çok daha fazla önemsiyoruz? Bu ülkenin çocuklarını. Bu ülkenin çocukları, bizim deneme tahtamız değil. Dolayısıyla gereken hazırlığı yapmadan, gereken alt yapıyı çalışmadan, nasıl akademik hayatta basamak basamak ilerliyorsak, nasıl bir takım projeleri yürütürken adım adım yapılandırıyorsak, aynı yapılandırma ne için de geçerli? Elbette Milli Eğitim Bakanlığı'nın sisteminin dönüştürülmesiyle."

900 İLÇEYE ÖĞRETMEN DESTEK NOKTASI

İlçe düzeyinde 900'den fazla öğretmen destek noktası kurulacağını belirten Bakan Selçuk, "İl ve ilçe düzeyinde destek noktaları vasıtasıyla Türkiye'nin öğretmen eğitiminin, okullarındaki, sınıflarındaki her türlü iş ve işlemin nasıl geliştirileceğine dair ortak bir fikir, düşünce ve eylem alanı oluşturuyoruz. Destek noktaları vasıtasıyla sürdürülebilir ve sürekli eğitimi hedefliyoruz. Evet öncelikler bunlar. Öncelik demek, bir işin önce yapılması anlamına gelmiyor. Öncelik demek, zaman, finansman, zemin isteyen işlerin uzun soluklu olduğunu, eğitimin bir maraton meselesi olduğunu, eğitimin 100 metre koşusu olmadığını, eğitimin büyük bir Transatlantiği dönüştürme meselesi olduğunu ve bunun sadece bizim meselemiz olmadığını, bütün dünyanın meselesi olduğunu kabul etmek ve küçük bir takım sürprizlerle, birlikte bütünsel ve estetik bir anlayış içinde ele almayı çok önemsiyoruz." diye konuştu.

Bakan Selçuk, sözleşmeli öğretmenlerle ilgili söz verdikleri gibi süreyi kısaltma noktasında bir çabalarının olduğunu, bunun da TBMM onayıyla hayata geçtiğini, ayrıca öğretmenlik meslek kanunu tasarısını da paydaşlardan görüşler alarak Cumhurbaşkanlığı makamına sunduklarını, bununla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Görüntü dökümü:

-------------------

-Selçuk'un konuşması

-Detaylar

02.12.2019 -14.19  Haber Kodu : 191202117

===========================

11- ENGELLİLER İLE NASIL YAŞANILACAĞINI ÖĞRETECEĞİZ

Sevda SARIKAYA- Ömer HASAR/İSTANBUL,  ESENYURT Engelli Koordinasyon Merkezi engellilere yönelik el becerisi kursu ile hizmet veriyor. İlginin yoğun olduğu kursta engelli gençler hem sosyalleşiyor hem de el becerilerini geliştiriyor. Dünya Engelliler Günü öncesi Engelli Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Çiğdem Lazkan, geçtiğimiz günlerde Aksaray'da otizmli öğrencilerin yuhalanması olayını hatırlattı. Lazkan, "Bu ve bunun gibi olayları yaşamamak adına düzenleyeceğimiz seminerler ile ailelere ve çocuklara, engellilerle nasıl birlikte yaşanılır bunu öğretmeye çalışıyoruz" dedi.

Aksaray'da otizm sınıflarının kapatılmasını talep ettiği ileri sürülen velilerin, okul çıkışında otizmli öğrencileri yuhaladığı iddiası kamuoyunda büyük tepki çekmişti. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü öncesinde bu olaya ilişkin konuşan Esenyurt Engelli Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Çiğdem Lazkan, "Düzenleyeceğimiz seminerler ile onlarla yaşamın ne kadar güzel olabileceğini göstermek istiyoruz" diye konuştu.

"SAĞLIKLI VE ENGELLİ ÇOCUKLAR ARASINDA GÜÇLÜ BİR BAĞ KURMALIYIZ"

Engellilere nasıl davranılması gerektiği ile alakalı toplum bilinci oluşturabilmek adına okullarda velilere ve öğrencilere seminerler düzenleyeceklerini söyleyen Lazkan, "Sağlıklı olan çocuklarımızın engelli çocuklarımıza nasıl davranılması gerektiği konusunda seminerlerimize başlayacağız. Aralarında güçlü bir bağ kurabilmek adına bu seminerler oldukça faydalı olacaktır. Çoğu öğrencilerimiz, gençlerimiz ve yetişkinlerimiz bir engelli ile nasıl konuşulması gerektiği ya da nasıl davranılması gerektiğini maalesef bilemeyebiliyor. Biz bunları yenmek adına seminerler düzenleyip engelli çocuklarla nasıl bir arada yaşanması gerektiğini onlara öğretmek istiyoruz. Özellikle otizmli çocuklar bu konuda çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Geçtiğimiz günlerde otizmli çocuklar maalesef okulda dışlandılar bunların yaşanmaması adına biz ailelere, çocuklara otizmli ve diğer engellilerle nasıl birlikte yaşanılır bunları öğretmeye çalışacağız, bunun yanı sıra aslında onlarla yaşamın ne kadar güzel olabileceğini göstermek istiyoruz" diye konuştu.

"ONLARLA YAŞAM ASLINDA ÇOK GÜZEL"

Engelli vatandaşlar için çeşitli hizmetlerinden bahseden Lazkan, "Vatandaşlarımızın engel durumlarına göre kurslarımız var. El becerileri kursumuz, gerçekten aileleri ve engelli çocuklarımız tarafından beğenilen ve faydalı olduğunu inandığımız bir bölüm oldu. Burada öğrenciler hem el becerilerini geliştiriyor hem de sosyalleşiyorlar ve mutlularda. Çoğu aile engelli çocuklarını çok fazla sosyal aktiviteye götüremiyorlar ama kurslarda çocuklar engelli arkadaşları ile bir arada oluyor ve hocaları ile vakit geçiriyorlar. Böylece el becerilerini geliştiriyorlar ve yaptıkları ürünleri gördükçe bunu biz yaptık deyip mutlu oluyorlar. Belirli dönemlerde sergi yapıyoruz, 4 Aralık'ta da sergimiz var. Engelli öğrencilerimizin yaptıkları ürünleri sergileyip satışa sunacağız. Buradan gelen gelir ile de çocuklara bir faydamız olacak. Ayrıca kursun dışında öğrenciler eğitim de alıyorlar aslında çünkü hocaları onlarla ilgilenip el becerilerini geliştirirken özveri ile hareket ediyorlar. Bu sayede çoğu çocuk konuşmaya bile başlıyor belirli bir süreden sonra çünkü bazı çocuklar kursa geldiklerinde sessizler, içine kapanıklar, konuşamıyorlar, el becerilerini hemen yapamıyorlar ama biz sabrediyoruz, bekliyoruz. Belirli bir zaman sonra bir bakıyorsunuz konuşmaya, el becerilerini geliştirmeye, daha iyi iletişim kurmaya başlıyoruz onlarla. Engelli bireylerin ailelerine şunu söylemek istiyorum, artık hiçbir şey eskisi gibi değil, ulaşım artık çok rahat sosyal aktiviteler engelliler için gitgide daha da artıyor. Bu yüzden aileler eve kapanmak yerine çocuklarını dışarıya çıkarıp bizim kurslarımıza getirebilirler çocukların eğitim alabilmeleri için devletin sunmuş olduğu rehabilitasyon merkezlerinden hizmet alabilirler. Herkesten şunu istiyoruz yani engelli bireyler dışarıdan baktığımız zaman tamam ilk etapta yadırgana biliyorlar bunları sık görebiliyoruz, insanların onlara bakış açıları onlara acıyarak değil de normal sizin benim gibi davranmalarını istiyoruz. Onlarla yaşamanın aslında çok güzel olduğunun farkına varıp güzel yaşamak, bizim tek ümidimiz" dedi.

"DERS SINIFTA KALMIYOR"

Zorlukları kurstaki etkinliklerimizle yeniyoruz diyen El Sanatları Öğretmeni Murat Güzel "Burada ahşap, polyester boyama takı giyim üzerine dikiş nakış kursu veriyoruz, ayrıca silikon kalıpları ile kapı süsleri ve benzeri el sanatları dallarında uygulamalar yapıyoruz. Satın alan kişiler ürünlerimizi beğenince öğrenciler motive oluyor ve daha çok uğraşıyorlarö dedi. El Sanatları Öğretmeni Deniz Solak ise "Yapılan çalışmalarla engelli öğrencilerimiz hayatlarına farklılık katıyorlar. Hafif düzeyde zihinsel engelli ve otizmli öğrencilerimiz var, onlara mümkün olduğunca sosyal anlamda yardımcı olacak etkinliklerimiz oluyor, sadece ders işlemiyoruz çeşitli aktiviteler de düzenliyoruz. Velilerle dışarıya çıkıyoruz bazen onları sınıfa çağırıyoruz, özellikle bu tür çalışmalar onları çok sevindiriyor daha mutlu oluyorlar. Kursun dışında onların hayallerini de gerçekleştiriyoruz, mesela bir down sendromlu öğrencimize damatsız düğün yaptık, ona gelinlik giydirdik, zaten tek hayali gelinlik giymekti. O gün onun mutlu olması o gözlerindeki ışıltıyı gördükten sonra hiçbir şeye gerek yoktu açıkçası, hala o gelinliği ara sıra giyip mutlu olduğunu söyleyip bize fotoğraflarını atıyor, devamlı iletişim içerisindeyiz. Öğrencilerimizle sınıf dışında da görüşüyoruz ders sınıfta kalmıyor devam ediyor" diye konuştu.

El becerileri kursuna katılan engelli öğrenciler, yapılan etkinliklerden çok memnun olduklarını şimdiye kadar birçok çalışma yaptıklarını söyledi.

Görüntü dökümü

-------------------

-Kursta dersten detaylar

-Muhabir anons (Sevda Sarıkaya)

-Engelli öğrenciler ile röp.

-Çiğdem Lazkan ile röp.

-Kurs Öğretmenleri ile röp.

-Yapılan ürünlerden detaylar

-Genel ve detay görüntüler

02.12.2019 -15.48  Haber Kodu : 191202154


Haber Yayın Tarihi: 02.12.2019 04:57 Kaynak: DHA



Son Dakika

2 ay önce yakalanan PKK'lı terörist Semra Tuncer, uzman çavuşun aracında yakalanmış
Stilist Eliz Sakuçoğlu, sevgilisiyle arabada öpüşürken görüntülendi Beyaz Saray'dan Türk gazetecilere ambargo! Basın toplantısına alınmadılar

Son Dakika Haberleri