Son Dakika Haberleri: Özel Röportaj | Alex Abrines: "Tekrar Euroleague'de olduğum için çok mutluyum!"

Özel Röportaj | Alex Abrines: "Tekrar Euroleague'de olduğum için çok mutluyum!"

2 ay önce

Alex Abrines için ideal bir Akdeniz insanı ve İspanyol basketbol oyuncusu demek yanlış olmaz. Zira parkede olmadığı her an yüzünde daima samimi gülümsemeler var. Sahada olduğu anda ise İspanyol basketbol kültürünün sert ama esnek yapısını en iyi şekilde yansıtıyor.

Özel Röportaj | Alex Abrines:

Alex Abrines için ideal bir Akdeniz insanı ve İspanyol basketbol oyuncusu demek yanlış olmaz. Zira parkede olmadığı her an yüzünde daima samimi gülümsemeler var. Sahada olduğu anda ise İspanyol basketbol kültürünün sert ama esnek yapısını en iyi şekilde yansıtıyor. 26 yaşındaki şutör guard, kariyerindeki en unutamadığı dönemi Avrupa’dan seçerken üç senelik Oklahoma City Thunder kariyeri hakkında da bilgiler veriyor.







Üç yılın ardından yeniden Euroleague’de oynamak nasıl bir his?


İnanılmaz. NBA’de oynamak inanılmazdı ancak tekrar Avrupa’ya dönüp geçmişe kıyasla çok daha fazla gelişen Euroleague’de oynamak keyif veriyor. Bu sezon kolay maç olmayacak. Fakat elimizden geleni yapıp oynadığımız oyundan keyif alarak şampiyon olmak istiyoruz.


Üç senelik Oklahoma City Thunder macerasının ardından yeniden Barcelona’dasın. Şu anki Abrines’le o zamanki arasında ne fark var?


Sanırım biraz daha sakin ve tecrübeli olduğumu söyleyebilirim. Barcelona’daki performansım sayesinde NBA’e gidebilmiştim. Ama o zamanlarda da büyük eksikliklerim vardı. NBA’de bulunduğum üç sene boyunca eksikliklerimin hepsini gidermeye çalıştım. Orada istediğiniz her duruma özel bir antrenörünüz var. Mesela şut fake’i sonrasında pas açınızı yaratmak için bile özel bir antrenörle çalışabiliyorsunuz. Ayrıca saha dışındaki hayatımı düzenlememde ve saha içinde karar verme anlarımda da gelişme kaydettim. Tabii takımımızın geçmişe kıyasla çok daha kaliteli ve modern oyuna uyumlu oyunculardan oluştuğunu söyleyebilirim. Yeniden burada olduğum için çok mutluyum.


Avrupa’dan sonra NBA’e gittiğinde ne gibi farklılıklarla karşılaştın? Oradaki ortama uyum sağlama sürecinde neler yaşadın?


İlk birkaç hafta hem saha içine hem de şehir hayatına alışma sürecim çok zor geçti. İspanya’da doğdum ve orada büyüdüm. Yani kariyerimin en özel dönemini başka bir kıtada, başka bir kültürde yaşamaya çalışıyordum. Bütün bunları yaparken Avrupa basketbol tarzımı NBA’e adapte etmeye çalışıyordum. Birkaç hafta sonra Russell Westbrook’la her gün konuşmaya başladık. Antrenmanlardan sonra benimle bire bir maçlar yapıp, “Şunu geliştirsen iyi olur Alex. Bu pozisyonda bunu yap Alex.” gibi öneriler veriyordu. O maçlardan sonra da merkeze gidip şehri geziyorduk. Oklahoma’da yapılabilecek en iyi şeylerden bahsediyordu.


Russell Westbrook demişken, onun hakkında neler söylemek istersin? Ondan neler öğrendin?


Westbrook, basketbol oynamak için doğmuş diyebilirim. Saha içinde ne yapacağını söylemenize gerek kalmadan her şeyi beklediğinizden bile iyi yapıyor. Takımla on günlük kontrat imzalayan oyunculara bile büyük özen gösteriyor. Her antrenmanda %100’ünü hatta daha fazlasını veriyor ve gerçekten de inanılmaz bir atlet. Dediğim gibi benimle sürekli olarak bire bir çalışmalar yapar ve oyunumu geliştirmem için yardım ederdi. Ancak onu asıl özel kılan şey saha dışındaki karakteri. Yalnızca yemek, sinema veya buna benzer organizasyonlardan söz etmiyorum; normal bir yürüyüş yapmak, Noel’de aile geceleri düzenlemek, moda konusunda fikir alışverişi yapmak ve buna benzer birçok sosyal aktivitede herkese samimi bir şekilde değer veriyor. Basketbolcu olarak bana değerli katkılarda bulundu ama özel hayatımda mutlu olmam için verdiği tavsiyeler çok daha önemliydi. Westbrook gerçekten de çok özel bir oyuncu ve insan.


NBA’de ilk maçına çıktığın anda neler hissettin?


Kendi kendime, “Sakın saçma bir top kaybı yapma Alex. Potaya değmeyen şutlar atma.” diyordum. Çünkü inanılmaz stresliydim ama ayakkabılarımı bağlayıp parkeye çıktıktan sonra her şey değişti. Küçüklüğümden beri olmak istediğim yerde, NBA’de forma şansı bulmuştum. Avrupalı bir çocuğun hayali gerçeğe dönüşüyordu. Bu yüzden gerginliğimi bir kenara bırakıp elimden gelenin en iyini yapmayı hedefledim.


Oklahoma City Thunder’ın genel müdürü olan Sam Presti, ligin en iyi genel müdürlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Onun takıma olan etkisi hakkında neler söylemek istersin?


Bence en iyisi. Kevin Durant, Russell Westbrook ve James Harden’ın ligin en iyi oyuncuları arasında yer aldığını söyleyebiliriz ve bu isimleri NBA’e kazandıran, onları markalaştıran kişi Sam Presti. Takımdaki oyuncularla daima konuşup onların sorunlarını dinliyor, genç oyunculara büyük şanslar veriyor, koç kadrosunu en iyi hale getirmeye çalışıyor, pazarlama işlerinde dahiyane işler yapıyor… Onunla çalışmak büyük keyifti.


Sence Avrupa’daki şutör guard’larla NBA’dekiler arasında ne gibi bir fark var?


Aslında her iki yerde de şutör guard’ların şut konusunda çok iyi olmaları gerekiyor. Catch&shoot (topu alır almaz şut atmak), hareketli şut, perde sonrası şut ve buna benzer birçok şut türünde belli bir seviyenin üzerinde olmalısınız. Ancak NBA’de bu özelliklerin yanı sıra çok daha hızlı, atletik, adam değişim savunmasında agresif kalabilen, 82 maçlık tempoya ayak uydurabilen ve mental açıdan sağlıklı kalabilen şutör guard’lar iyi yerlere geliyor. Orada haftada beş, altı maç oynuyorsunuz ve olumsuz bir durumu sürekli olarak düşünemezsiniz. Eğer bunu yaparsanız ertesi gece oynadığınız maçta berbat şut atarsınız.


Son olarak, kariyerinde unutamadığın an nedir?


Bu zor bir soru, biraz düşünmem lazım. Sanırım 2014’teki İspanya Basketbol Ligi şampiyonluğu diyeceğim. O sezon Barcelona’daydım. Avrupa’daki herkes bizim kötü bir takım olduğumuzdan bahsediyordu. Bizim hakkımızda olumlu şeyler söylenmiyordu ama daima mücadele edip doğru şeyleri yaparak sezon sona erdiğinde kupayı kazanmıştık. Kariyerim için en özel an buydu diyebilirim.

Kaynak: EuroSport.com

Haber Yayın Tarihi: 08.10.2019 03:57 

YORUMLAR


Süreli sözleşmeyle çalışan personelin tam zamanlı çalışması sağlanacak
Kulisleri sallayan iddia: Erdoğan AK Parti Genel Başkanlığı'nı güvendiği isme bırakabilir Yayla sakinleri, 12 bin yıllık Dipsiz Göl'ün kurutulmasına destek verdi: Millete bir faydası yok